Kayıp

Şablondaki resmi yeni fark ettim.... Halbuki yeni değiştirmiştim... Düzeltmek gerek, niye beğendiğimi yeni fark ettim, gene aidiyet bunalımları basmıs... 35 yaşını devirmiş arkadaşlarımın gözündeki ergen bunalımım... benim gözümdeyse 21. yy'nin en ciddi hastalık duygusu...

 

Evet kendimi o gördüğünüz binaların arasında sıkışmış, eli kolu bağlanmış hissediyorum... hiçbir şey yapmaya mecalim yok.... Akşamın bu saatinde oturmuş yazı yazıyorum işe yarıyor mu? Eskiden olsa yarardı. Ben çocukken hep kitaplarımın basılacagı günü hayal ederdim. Sanırım bu hayalimin ilk temelini 8-9 yaşındayken sokak lambası ve kurbağa arasındaki ilişkiyi anlatan yazımdan sonra atmıştım... Eskiden olsa yarardı cümleme geri dönüyorum. Eskiden yazı yazmadığımda nefes alamadığımı hissederdim, çünkü nefes almak gibiydi yazı yazmak... Üretkenlikten degildi bu hal tabiki...

 

Bugünlerdeyse Kafka olmak istiyorum... Odamdaki derin dondurucunun üzerinde duran o mavi kutu var ya, hani anahtarını bir türlü bulamadığım... Onun içinde aslında neyin benı bu noktaya getirdiğini belirten notlar var, onları yayınlayın olur mu?

 

Sanırım bu kadar açık yazılmazdı :) Fark edilir miyim aradan sanmıyorum... Hayatın kayıp kısmındayız... Ya da şimdilik en azından dinlenmek adına o kısmında olmak istiyorum...

 

Gücüm yok artık direnmeye

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !